06 Şubat 2012 Pazartesi
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Dr.Mehmet CAVLI
Dr.Mehmet CAVLI
MİSAFİR YAZAR
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Din Eksenli Temel Ekonomi

Hz. Muhammed 609 yılının sonlarına doğru dini tebliğe başladığında, Arabistan yarımadası bir çöl…
Su sınırlı, insanlar tarafından açılmış birkaç su kuyusu ihtiyaç gideriyor.

O zamanlar Araplar göçebe… Mevsimlere ve yağmur dönemlerine göre göç yapan bir topluluk… Yaşam, temel olarak toprağa, hurmalıklara bağlı… Üretim suya bağlı buğday, arpa ve mısır… Hurma ağaçları yetiştiren üretici çok az...

En büyük şehrin nüfusu bilemediniz on bin…

Medine'de merkezî bir idare yok… Tam aksine, her­kes bağımsız… Aşiret veya kabile reisinden başkasının sözünün geçmediği bir ortam… Yani başıboş bir insan toplulu­ğu yaşantısı…

Medine'nin kuzey batı yönünde bir orman… Buradan odun kesip, satan hayatını kazanan yoksul Medineliler… Arazisi olmayanlara ekmek parası orman...

İnsanların olduğu gibi, hayvanların da içme suları geniş çaplı kuyulardan elde ediliyor.

Bazıları suyu kuyulardan alıp doğrudan doğruya evlere satarak hayatlarını kazanıyorlar.

Anlayacağınız iktisadi hayat tarım, su ve elle yapılan ürünler üzerineydi.

Lüks eşyalarında pazarları vardı.  Mücevherat, parfümler, hoş kokular, müzik âletleri, metal tencereler, silâhlar ve benzeri şeyler ithal edilirdi.

Hz. Muhammed insanların her sıkıntısı ile ilgileniyordu. İktisadî bağımsızlığa çok önem veriyordu. Medine'ye hicretten sonra ekonomi kurallarını koydu.

Bir müstakil Medine alışveriş pazarı kuruldu. Sık sık pazarı denetlerdi. Bir gıda maddesinin ıslak kısmını alta koyarak satmaya kalkışan bi­rini denetlerken, "..Aldatan kimse bizden değildir." demesi manidardır.

Üretici ve tüketici haklarının korunması, gü­venli alışveriş ortamının hazırlanması sosyal yapının temel kuralları idi. Tasarrufa manevi bir şükür ve nimete karşı bir hürmet olarak bakılıyordu.

Bazı genel prensipler şöyle idi:

- Müşteri kızıştırmak yoktu.

- Üretici malının pazarda pahalılaştırılarak satılması kesinlikle mümkün değildi.

- Ticarette doğru olunması izlenirdi.

- Satılan malın kusurlarının açıklanması şarttı. Müşterinin yanıltılmaması esastı.

- El emeğine, kişisel çaba ile elde edilen kazanca önem ve­rilirdi.

- Ortam güvenliydi.

- Sosyal ve malî sorumlulukların bilinci verilmişti.

- Borcun bir ihtiyacı gidermesi ve zamanında ödenme­si talep edilirdi.

- Darda kalanların borçlarına mühlet verilirdi.

- Yalan yeminle fiyat artırımına girişilmezdi.

- Helâl yol esas kazançtı.

- Çalışan işçiye eme­k hakkının hemen ödenmesi şarttı.

- Aldatan tacirlerin günahkâr olacağı ve eksik tartanların helak olacağına gönülden inanılırdı.

- Spekülasyon yapılmazdı.

- İğne değerinde bir şeyi bile zimmetine geçirmenin kıyamet gününde bir hıyanet ve hırsızlık sayılacağına inanılırdı.

İnsanların yararına daha başka yüzlerce prensipler bulunuyordu. Her “müslümanım” diyenin uyması gereken prensipler bütün bunlar…

Pazarın içi ise daha da prensipliydi… Pazarda ise misal birkaç kural şöyleydi;

“Pazardan vergi alınmıyordu. Satıcıların sabit yerleri tutmasına müsaade edilmiyordu. Bu yolla pazarın cazibesi arttırılıyordu. Pazar esnafı kendi kendini denetlemiş oluyordu. Zamanla faiz, karaborsacılık, şehirlinin köylü veya başkası adına mal satması ve bundan haksız yere kazanç elde etmesi yasaklanmıştı.

Komisyonculuk ve şehre mal getiren ticaret kafilesini yolda karşılayarak ucuza mal alıp da, piyasaya pahalı satmak kesinlikle yasaktı.

Piyasaya negatif yönde etki edecek her türlü suni müdahaleye fırsat verilmiyordu. Narh yani fiyatların sabitlenmesi de tasvip edilmiyordu.”

Denetim mekanizması sürekli çalışıyordu. Bu denetimin adı “hisbe” (denetleme) müessesesidir. Hz, Peygamber, halkın işlerini hızla ve kolaylıkla görülmesine çok önem veriyordu. "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz" sözünü bu sebeple ifade etmiş­ti.

Her Müslüman hisbe (denetim) ile görevliydi. İlk muhtesip (denetleyici), Hz. Peygamber’dir. Daha sonra Hz Peygamber, ashabından (sohbet arkadaşlarından) da pek çok şahsı özel olarak görevlendirmişti. Denetleyici, Allah’ın rızası, kul hakları ve bu ikisinin bir arada bulunduğu pek çok meseleyi denetlemeye yetkiliydi.

Hz. Peygamberin şu duası çok anlamlıdır. "Allah'ım! Her kim ümmetimin işinden bir şeyi üzerine alır da onlara meşakkat verirse, Sen de ona meşakkat ver! Her kim de üm­metimin işlerinden bir şeyi üzerine alıp onlara lütuf ve merhamet­le muamele ederse, Sen de ona lütuf ve merhametle muamele yap!"

Halk hizmetleri sosyal yapıydı. Görevliler bilgili, becerikli, dirayetli, anlayışlı, sempatik, güler yüzlü, hoşgörülü, iyi niyetli, kişiler arasından seçiliyor­du. Hiçbir kimse bir göreve ısrarla gelemezdi. Çünkü ihtiraslının, görevini kötüye kullanacağı, rüşvet alacağı ve iltimas edeceği kanaati yaygındı.  

Hz. Peygamber bu konuda şu talimatı vermiş; "Bir devlet memuriyetini (ısrarla) istemeyiniz. Zira şa­yet senin isteğin üzerine bu iş sana tevdi edilecek olursa, sen bu iş­teki kifayetsizliğinden dolayı sorumlu tutulursun; böyle olmayıp da sen istemeksizin bu iş sana tevdi edilecek olursa yardıma erişti­rilirsin" ifadesini buyurmuş.

Bütün idarî kademe ve hizmetleri emanete benzetmiş ve "... iş ehil olmayana verildi mi, kıyameti bekle" demiştir. Ehil olmayan kişiler mesul tutulduğu gibi, onları tayin etmenin de vebali biliniyordu.

Genel ekonomik prensipler Hz. Peygamber veda hutbesi ile tamamlamıştı. Her insan şahitti. Mesuldü.

Günümüz ekonomileri ise sadece paraya odaklanmış. Kaynakların kıtlığı ve isteklerin çokluğu arasında yuvarlanan insanlar maalesef sürekli çelişki yaşıyor. İhtiyaç olan ürünlerin yeterince üretimi teşvik edilemiyor. İhtiyaçların seçimi yapılırken tüketiciler yanlış reklamlarla şaşırtılıyor.

Bütün ekonomik sistemlere bakılırsa, sosyal sorumluluğu olan ekonomik yapı insanlık için en önemlisi... Her insan başkalarının sorumluluğu hissetmeli, başkaları için yaşayan bir insanlık oluşturmalı… Benimkide hayal deyin...

Borsalar, döviz, faiz, üretim, ticaret, ihracat, para ve vergiler insanlığın refahına acaba ne zaman hizmet edecek?

Kenya'nın kurucu devlet başkanı, Jomo Kenyatta’nın sözü ile farklı bir konuyu da belirtmiş olalım.

"Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil vardı, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı."

Kenyanın başına geleni Allah hiç bir ülkenin başına vermesin. 

Her insan sadece bir dakikalık oksijen nefesine muhtaç olduğu bu dünyayı iktisadi yönden detaylı algılamalı…

Bilelim ki iktisadi üstünlük, insani üstünlük değildir. İnsani üstünlük parayla satın alınamıyor.




Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (1 yorum)
peygamberimiz dünyada kapitalizmi çökerten tek kişidir ondan sonra bir daha olmadı nasılmı medineye sürüldüğünde ebu süfyan ve kapitalist tayfalarıyla 10 yıllık bir anlaşma imzalamıştı merak eden okusun öğrensin sonra bütün arkadaşlarına nefsi terbiye'yi öğretti bu terbiye o kapitalizmi yıktı.
garip. - 17:53 / 2012.02.07



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

İşte çeyrek altının fiyatı

Piyasalardan günün ilk rakamları...

Rekabet Kurulu'ndan sodacılara ceza

Rekabet Kurulu'nun pudra sodyum sülfat, kristal sodyum sülfat ve ham...

3+3 zammına şok gerekçe

Hükümet, sendikaların büyük tepkisiyle karşılaşan yüzde 3 artı 3’lük...

Babacan büyümenin sırrını açıkladı

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Türkiye'nin son 2 yıldır büyüme...

Toplu sözleşmede 5. raund

Memurlar ile hükümet arasındaki toplu sözleşme görüşmelerinde...

280 bin kişiye müjdeli haber

Hükümet, eğitim sendikalarının İLKSAN'a zorunlu üyelik şartının...

IMF borcu Erdoğan'la bitiyor

Türkiye, 51 yıldan beri borçlu olduğu IMF ile bir dönemi kapatıyor...

İstanbul için büyük gün

TurKey Enabling Technologies 2012 Uluslararası Proje Pazarı...

SGK ve Bağ-Kur borçlusu yandı

Sosyal Güvenlik Kurumu ile Adalet Bakanlığı protokol imzaladı.

Piyasa tedirgin dolar zirve yaptı

Yunanistan'daki son seçimlerden bir hükümet çıkmaması ve euro...

Memurlardan hükümete mesaj

Türkiye Kamu-Sen'in, kamu görevlilerinin yüzlerini güldürecek bir...

Para Piyasaları
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.