Yaşadığımız coğrafyanın batısındaki ülkeler ekonomik krizle, doğu ve güneyindeki ülkeler ise siyasi krizlerle boğuşuyor.
Bu zorluklara rağmen Türkiye, geleceğini kurmak ve daha demokratik olmak için çabalıyor. Bunun için de bir yandan ekonomik sistemin bozuk yanlarını düzeltmeye, yeni bir anayasa ile de hukuksal başıbozuklukları alt etmeye uğraşıyor. Öyleyse neden bunca tartışmanın içindeyiz?
Mesela, yeni Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, SPK Yasası, eski sisteme dokunup şeffaflık, hesap verilebilirlik ve yeni bir düzen anlayışına öncelik tanıyan düzenlemeler. İtirazlar da eski ezberlerini bozamayanlardan geliyor.
Eğer, Koç Holding Başkanı Mustafa Koç, yüzde 38 büyüdüğü 2011'de, 2012 için yapılan 6.5 milyar liralık yatırım planını Avrupa krizine rağmen değiştirmeye gerek görmediklerini söyleyip, "İçeride banka, dışarıda marka arıyoruz" diyorsa o da sisteme dokunuyor demektir. 10 sene önce Koç bile böyle büyük cesaretli laflar edemezdi.
Gençliğimizin kültür mabedi AKM'yi restore etmeyi Sabancı Holding üstlenebiliyorsa bu aksiyon da sisteme dokunmaktır. Geçmişimizin belleğini yaşatmak istiyor, istemese oralı olmazdı.
Erk kavgası mı, erkekler kavgası mı?
Büyük sermayenin çatısı TÜSİAD da kendi sistemine dokunuyor. Başkan Ümit Boyner ve 9 komisyon başkanı arkadaşı, 2012 programlarını açıklarken ülkenin meselelerini odağına aldı. Ermeni sorunundan eğitim ve hukuk reformuna, Türkiye'nin imajını yenilemekten Afrika'ya ticaretin artırılmasına kadar tüm konulara sahip çıktılar. Boyner'in siyasi açıklamalarını isteyen istediği gibi anladı. Mesela yasama, yargı ve yürütme arasındaki mücadeleyi anlatırken söylediği "Erkler kavgasını dehşet içinde izliyoruz. Gerçekliğin karıştığı bir gölge oyunu seyrediyoruz, kim vurduya gitti algısı artıyor" derken onun bu sözleri, Twitter'a "Erkekler kavgası" olarak yansıdı. Boyner, güldü geçti ama gülüp geçemediği bir konu var. Türkiye'nin ortalama eğitim seviyesinin "Ortaokul terk"ten üniversiteye doğru nasıl yükseltileceği. Bu hepimizin kaygısı.
Üretime tutulan ayna
İşte tam bu noktada Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın açıkladığı "İthalat haritası"nı önemsiyorum. Ancak, ortada temenniler dışında henüz bir yol haritası da göremiyorum.
Sanayiye ve özellikle çarpık üretim yapısına tutulan bu "ayna" da sisteme dokunuyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 56.9'lara inmişse şapkayı önümüze koyup düşünmeliyiz. 135 milyar dolarlık ihracat, 240.8 milyar dolarlık ithalat. Vay ki vay...
İthalatta "Kimin payı ne kadar" sorusuna cevaplarda özellikle 105.8 milyar dolarlık açığın yapısı önemli. Enerji ithalatı yanında hâlâ üretemediğimiz ürünler var. 59 şirketin ithalatı 96.7 milyar doları buluyorsa yapılacak daha çok iş var.