Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yeni teşviklerin eli kulağında olduğunu söylüyor.
Açıklanınca göreceğiz ama en çok "temel" teknolojiye yatırımda teşviklerin nasıl ve hangi boyutta düzenlendiğini merak ediyorum.
Yeni teşvikler, Türkiye'yi bir yol ayrımına da getiriyor. Ya, hayata "montajla devam" ya da "Biz teknoloji ülkesi olacağız" diyerek kararımızı vereceğiz.
Ekonomiyle ilgili bakanlar, "teknolojik ülke" kavramını öne çıkarıyor. Cari açığımızın 70 milyar dolarlara dayanması da bunu zorluyor.
Kendimizi kandırmayalım. Teknoloji ülkesi olabilmek için son 20 yılı iyi kullanamadık. Büyük markaların 'üretim merkezi' olmak iyi de bizim gibi büyük bir ülkeye yetmiyor.
Üretim lazım. Mesela, 30 yıl önce aynı kulvarda yola çıktığımız Güney Kore, bugüne geldiğimizde bir teknoloji ülkesi olmayı başardı.
Biz ise bunu başaramadık. Montaj daha kolay geldi.
Bugünlerde yerli marka otomobil tartışmaları yapılırken, yeni teşviklerin sadece otomotiv sektöründe değil, teknolojinin girdiği her alanda yeni bir devrime yol açması, ülkemizin dünyanın 10'uncu ekonomisi olma hedefinin en büyük kaldıracıdır.
Güney Kore ne yaptı, biz ne yapamadık
Geçenlerde Güney Koreli LG'nin Türkiye Başkanı Calvin Cho ile buluştuk.
Babası 1973 ile 1977 arasında Ankara'da 4 yıl Güney Kore Büyükelçiliği'nde görevliymiş. Bu nedenle o da bu süre zarfında Ankara Koleji'nde öğrenim görmüş. Gel zaman git zaman, LG onu Türkiye Temsilciği'nin başına getirmiş.
Cho, Türkçe'yi iyi anlıyor ama İngilizce konuşmak daha kolay geliyor.
Bana firmasını anlattı uzun uzun.
LG'nin kendi alanında çalıştığı firmalardan en önemli farkını sordum. Dedi ki, "LG, sadece teknoloji değildir."
"Nedir öyleyse" diyecek oldum, kullanıcı dostu, tüketiciyle birlikte değerler ortaya çıkardıklarını söyledi. Her firmanın amacı da bu zaten. Cho, "Doğru" dedi ve ekledi: "Sloganımız 'Life's Good' iyi bir hayat için gerekenleri yapmak anlamını taşıyor. Gerçekleştirmek ise söylenmesi kadar kolay değil. Her yıl Ar-Ge'ye ciromuzun yüzde 13.3'ünü ayırıyoruz. 2010'da firma, 122 milyar dolarlık gelirinin 16.2 milyar dolarını Ar-Ge'ye yatırdı. Henüz açıklanmadı ama 2011'de de aynı düzeyde olduğunu tahmin ediyorum."
Bay Cho, kibar bir beyefendi. Türkiye'nin teknolojik serüvenini sordum. Dedi ki, "Siz temel teknolojiye zamanında yatırım yapmadınız. Montaja yöneldiniz. Biz ise ülke olarak temel teknolojiye odaklandık."
Daha ne desin! Televizyon üreden yerli firmalar, LCD teknolojisine odaklanmadılar, treni kaçırdılar. LED'e geçtik, yine aynısı oldu.
Türkiye'de ilk mağazasını 1985'te, ilk ofisini de 2008'de açan LG. 2002'den bu yana da ülkemizde TV satıyor. Beyaz eşya satışı ise ofisle birlikte 2008'de başlamış.
Güney Kore 4G'ye geçti, Türkiye henüz 3G'de.
Cho, TV teknolojisinde "Cinema 3D" ile en yeni teknolojinin kendilerinde olduğunu söylüyor. Üç boyutlu TV'ler, sinematik bir 3D eğlencesi sunarken, kullanıcılar, eski nesil 3D teknolojisinin ağır, rahatsızlık veren gözlüklerinden ve baş dönmesine neden olan görüntü kalitesinden kurtarıyor.
Cho, birçok üründen örnekler verdi. Mesela, 6 hareketli çamaşır makineleri, kullanmaya değer doğrusu.