Uzun yıllardır yurtdışına gidip geliyorsanız, Türkiye'nin nerelerden nerelere geldiğini görürsünüz...
Siyasi görüşünüzün ne olduğu önemli değildir; Türkiye'nin yükselen değer olduğu gerçeğini idrak edersiniz.
Yurtdışındaki her temasınız, gösterir bu gerçeği:
Türkiye yükselen değer!..
Hızla yükselen değer!..
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) ile Cidde Ticaret Odası tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Türkiye Ticaret ve Yatırım Köprüsü toplantısında konuşmasını izlediğim Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Türkiye yükselen değerdir. Bunu bütün dünya kabul ediyor ve Türkiye bu yükselişinden bütün dost ve kardeş ülkelerin istifade etmesini istiyor" sözleriyle aslında bir tür "liderlik" vurgusu da yapmıştı.
Evet:
Lider ülke Türkiye.
Bugün yakın, orta, uzun vadeli bütün projeksiyonlar bunu gösteriyor.
Bir dönem "en çok büyüyen", bir sonraki dönem de "Çin'den sonra en çok büyüyen" ülke olarak isminizi tabelaya yazdırmışsanız...
Tarihi arka planınız ve bugünkü atılımlarınız ele el vermiş , sizi işaret ediyorsa...
Dünyanın herhangi bir bölgesinde önemli bir mesele, Türkiye'siz çözülemiyorsa...
ABD Başkanı Obama dahi, uluslararası arenada ne kadar etkili olduğunu göstermek için "Recep Tayyip Erdoğan ile yakın dostluğuna" vurgu yapmak ihtiyacı hissediyorsa...
Bu böyledir!..
Ve bunun böyle oluşu, hepimize ayrı ayrı sorumluluklar yüklemektedir.
Bendeniz de bir üniversite hocası, bir rektör olarak, "yükselen Türkiye"nin "yükselen işletmelerine" ve daha da önemlisi "yükselen gençliğine" elimden gelen desteği vermenin gayreti içindeyim.
Gelin, yüzde yüz yerli otomobilimizi üretelim...
Gelin, çok daha önemlisi, yüzde yüz yerli uçağımızı üretelim.
Yükselen yeni nesil
Üniversite camiasındaki görevlerimiz ve ihtisas alanımız itibarı ile "işletmelerle" ve özellikle de genç iş adamlarımız ile yakın diyaloğumuz oluyor...
Gördüğümüz, büyük bir gurur ve mutlulukta gördüğümüz o ki, Türkiye'nin bu yükselişine paralel olarak muhteşem bir "müteşebbis gençlik" geliyor...
Birçok örnek var...
Bugün Ümit Yaşar Karakaya adlı genç işadamından bahsetmek isterim:
"Memur" değil, "girişimci" ruhlu gençliğin çarpıcı misallerinden biri.
Efendim;
sondaj akışkanları diye bir alan var.
Bu sahada uzun yıllar boyunca dışa bağımlı olduk...
Ve zenginliklerimizi ekonomiye kazandırmak için hayati önem taşıyan bu sektörde, Türkiye olarak yoktuk!..
Ümit Yaşar Karakaya, henüz 2005 yılında kurduğu şirketi ile dışa bağımlılığımıza son verdi.
Bu da yetmezmiş gibi, ihracata başladı.
Ülkemizin bu alanda faaliyet gösteren "tek" kuruluşu olan işletme, yurtiçinde, yurtdışında petrol, doğalgaz, jeotermal ve maden sondajlarında kullanılan "kimyasallar"la ilgili bütün hizmetleri veriyor.
Tekrar edelim, alanında tek!.
Gencecik bir Türk işadamı, müthiş zeki, organize, tutarlı.
Hem mektepli hem alaylı...
Mektepliliği, aslen tıp doktoru olmasından ve sağlık kurumları işletmeciliği konusunda da yüksek lisansa sahip bulunmasından geliyor.
Alaylılığı ise gelenekten aldığı güçle ilgili.
Gelenekten aldığı zenginlikleri, yeni dönem Türkiye'sinin aktif, dinamik ve bilimsel yapısıyla harmanlıyor...
Ve çok genç yaşta, alanında bir ilk oluyor!..
Bu verimli topraklarda ne cevherler var; yeter ki cevherlerimizin kıymetini bilelim...
Onların yollarını açalım...
Büyük Atatürk'ün görüşünden mülhem bir cümleyle bitirmiş olayım bugünkü yazımı:
"Yüksel Türkiyem, senin için yükselmenin hududu yoktur!.."
cok hos bir yazi, insan gurur duymak ister. yıllardır turkiye'ye gidip geliyorum, ekonomideki gelisme muthis. fakat bilgi kullanma, sanat ve kuresel kulturden cok uzagiz. bu kadar dine donmus bir toplum kime nasil ornek olur? ekonomi tamam ama turkiye'nin bir arap ulkesinden farki kalmamis. yazik.